Arama
Andante Sayı 114
Kategori DERGİ/Andante
Firma Andante
Basım Yeri ve Tarihi Nisan 2016
Tanıtımlar Hem dünyamız hem de ülkemiz zor günlerden geçiyor. Ulusça sınandığımız günler yaşıyoruz. Sanatın kurtarıcı, sağaltıcı, moral yükseltici, motivasyon kazandırıcı ipine sarılan insanlar bu olanaktan yoksun olanlara göre çok daha şanslı. Şanslı ama, bu durum sanattan sadece bireysel anlamda istifade edebilenler için geçerli aynı zamanda. Ülkemizde sanatın yöneticiler tarafından eğlence ile aynı kefeye konulması maalesef sanatın toplu tüketimini özellikle içinde bulunduğumuz şartlarda sınırlıyor hatta onu çoğu zaman ortadan kaldırıyor. Ne zaman ki ulusça büyük bir acı yaşıyoruz, ilk yapılan iş, eğlence gözüyle bakılan sanat etkinliklerinin devlet ve yerel otoriteler tarafından iptal edilmesi oluyor. Sanat diyorum genel olarak ama siz bundan müzik anlayabilirsiniz rahatlıkla, çünkü söz konusu olan klasik müzik bile olsa, müzik sanatı; şarkıdır, türküdür, çalgıdır, çengidir dolayısıyla eğlencedir ve matem zamanlarında yasaklanmalıdır türündeki anlayışın ilk hedefi oluyor ve bu genel çatı altında klasik müzik de hedef tahtasına yerleştiriliyor. Tabii klasik müziğin ülkemizdeki talihsiz yanı, bu müziği bizim yüzyıllar önce kendi kültürümüz içerisinden çıkartmayıp, sonradan benliğimize ve kültürümüze adapte etmeye çalışmamız . Böyle olunca da, canlarını yitirenleri anmak, kalanlara ise moral aşılamak amacıyla, eğlence tarafı öne çıkmayan, matem müziği diye seçilen eserler bile çalgı-çengi muamelesi görüp derhal yasaklanabiliyor. Bu olumsuzluk, klasik müziği içselleştiremediğimiz, bünyemize adapte edemediğimiz için yaşanıyor. Bir de tabii, matem müziğinin Batıda çoğunlukla dinsel içerikli olması, din referanslı klasik müzik eserlerinin ise ülkemizde en az talep gören, en az anlaşılıp sevilen, hatta uzak durulan eserler olması faktörünü de es geçmemeliyiz. Daha önce de bu köşede ve sosyal medyadaki paylaşımlarımı izleyenlerin şahit oldukları gibi o platformda da paylaştığım bu düşüncelerimi neden şimdi yeniden işleme gereği duydum? Çünkü bu zihniyet sorununu tartışmaya devam ediyoruz. Survivor ve TV dizileri gibi, izleyenleri rahatlatma adı altında aslında onların beyinlerini uyuşturmaya ve onları pasifize etmeye odaklanan ve aslında çok bariz eğlence niteliği bulunan programların bu tip durumlarda hiç sekteye uğramadan devam etmesi, ama buna karşılık, klasik müzik etkinliklerinin, eğlence içeriği yoğun olan diğer müzik türleriyle aynı kefeye konulup yasaklanması gibi bir mantık dışılığı kabullenmemiz mümkün değil. Brüksel’de son yaşanan terör saldırısından hemen sonra şehrin konser salonunda seslendirileceği daha önceden ilan edilen ve bu olaydan sonra iptal edilmeyen Bach’ın Aziz Matta Pasyonu, saldırıda yaşamını yitirenlerin anısına adandı. Diyebilirsiniz ki, Bach’ın bu eseri Müslümanlıkta ölünün arkasından yapılan duanın Hıristiyanlıktaki türevidir ve bu yüzden bir Müslüman ülke olan Türkiye’de bu amaçla seslendirilmesi söz konusu olamaz. Böyle düşünenlere elbette katılırım ama bu yasaklama keyfiliğinin, yaşanan acının boyutu küçük ya da büyük olsun hiç fark etmeden ülkemizde rahatlıkla her an kullanılabildiğini göz önünde tutalım. Dolayısıyla bu hoyratlığa ve düşüncesizliğe artık yüksek sesle dur dememiz gerekiyor. Klasik müzik sanatının eğlendirme, hoşça zaman geçirtme niteliği öne çıkan diğer müzik türleriyle aynı kefeye konulmasına şiddetle karşı çıkmalıyız.

Serhan Bali
Format 1 DERGİ
Yorumlarınız
Yorum yazmak için lütfen üye olun
Fiyatı 10,00 TL (KDV Dahil)
 
Lütfen Kullanıcı Girişi Yapınız
Kullanıcı Girişi
- Yeni Üye Ol
- Şifremi Unuttum
Beni Hatırla
   
Gizlilik İlkesi & Yardım
Mikrop Gramofon
Akçaağaç Sokak No:1/1A Acıbadem/İstanbul
Tel : +90 216 545 0386
GSM : +90 532 343 9328
Fax : +90 216 326 3920
Email : info@mikropgramofon.com

(C) Tüm Hakları saklıdır. 2005, Mikrop Gramofon
Designed by Kalmera.net
Trusted SSL Certificate