Arama
Andante Sayı 113
Kategori DERGİ/Andante
Firma Andante
Basım Yeri ve Tarihi Mart 2016
Tanıtımlar Klavsen ve İran... İlk başta bir araya gelmesi fevkalade güç iki sözcük gibi tınlıyor, öyle değil mi? Köklü kültürel geçmişe sahip bir ülke olsa bile, klavsen gibi Rönesans ve Barok dönemlerin müziğiyle özdeşleşmiş bu çalgıyı günümüzde bir İslam devleti olarak yönetilen İran’la yan yana getirmek hayli güç. ‘İranlı orkestra şefi’ kavramına İDSO’yu uzun yıllar yöneten Alexander Rahbari sayesinde aşina olsak da, onu ve yine bu ülkeden çıkmış olan klavsen sanatçısı Mahan Esfahani’yi tanımlarken sanki ‘İranlı’ kimliklerine özel bir vurgu yapmayı önemsiyor gibiyizdir. Aslında, böylesi bir vurgu yapmaya dahi gerek olmayabilir zira her ne kadar Farsi kökenli olsalar da hem Rahbari hem Esfahani İran’ın bugünkü rejimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, dün de bugün de İran’da azınlıktan sayılan insanlar olmuşlardır.

Bu sayımızın kapak yıldızı olan Mahan Esfahani, sözcüğün gerçek anlamıyla bir yıldız sanatçı. Tıpkı İran ve klavsen sözcüklerinde olduğu gibi, klavsen ve yıldız sanatçı sözcükleri de çelişik bir ifade gibi tınlıyor. Klavsen yorumcusu sıfatıyla yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısında çok önemli isimler çıktı. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış benzersiz ve öncü usta Wanda Landowska’nın açtığı yoldan nice sanatçı geldi geçti. Leonhardt, Ross, Bilson, Koopman, Rousset, Pinnock, Niquet, Alessandrini, Haim, Hantai klavsen literatürünü genişleten; tahtı daha Bach’ın son yıllarında sallanmaya başlayıp sonraki yıllarda unutulan, Romantik dönem dediğimiz koskoca 19’uncu yüzyıl boyunca da üzerine ölü toprağı serpilen klavsene yaşam öpücüğü kondurup onu hayata döndüren ustalar oldular. Ama kabul etmeli ki, saydığım bu ustaların hiçbiri, adına ‘dönemsel müzik hareketi’ denilen, erken dönem müziğini o dönemin çalgı ve çalım stiline göre icra eden hareketin yıldız isimleri olmaktan öteye gitmediler. Klavsen bu ustaların elinde sadece bu alanın meraklılarına hitap eden ve sadece erken dönem müziğinin çalındığı bir ‘eski zaman çalgısı’ kimliğinden çıkmadı.

Ta ki Mahan Esfahani adında İran asıllı bir Amerikalı genç virtüoz ortaya çıkana değin... Mahan ile ilk buluşmamız geçtiğimiz yılın yaz aylarında gerçekleşti. Leipzig Bach Festivali sırasında Bach’ın Goldberg Çeşitlemeleri’ni seslendiren sanatçı, şehrin Adalet Sarayı’nın ahşap salonunu dolduran küçük bir izleyici kitlesi önünde şiirsel bir icra ortaya çıkarmıştı. Dünyanın belli başlı merkezlerinde verdiği konserler ve İngiliz butik kayıt markası Hyperion’dan çıkardığı CD’lerin ardından Mahan’ın ismi bu kez deyiş yerindeyse neon ışıklarıyla gözümüzü almaya başladı zira genç sanatçı artık bir Deutsche Grammophon sanatçısı olmuştu. Klasik müzik dünyasının prestij sembolü olarak görülen bu bir numaralı kayıt markasının son yılların ses getiren bir klavsencisini sanatçıları arasına katması, klavsene mesafeli duranlar için belki şaşırtıcı ama Mahan’ın sanatını yakından takip edenler için beklenir bir gelişmeydi.

Mahan Esfahani’yle Leipzig’de, Bach’ın 27 yıl görev yaptığı kilisenin tam karşısına oturup yaptığımız söyleşiyi umarım ilgiyle okursunuz. Dergimiz baskıya gireceği sırada son derece ilginç bir olay meydana geldi. Mahan Almanya’nın Köln kentinin dünyaca ünlü Philharmonie binasında Concerto Köln topluluğu eşliğinde geçtiğimiz ay sonunda konser verdiği sırada, konser programında duyurulduğu gibi, Amerikalı minimalist besteci Steve Reich’ın bir eserini çalmaya başladı. Eserin gereği olarak, kulağında kulaklık olduğu halde çaldığı için, önce oditoryumdan gelen birkaç alkışı ve ıslığı duyamadı Mahan. Derken izleyici koltuklarından yükselen protestoların volümü arttı, Mahan’ın konsantrasyonu bozuldu ve kafasını izleyicilere çevirdiğinde bir şeylerin ters gittiğini anladı genç yıldız. Kulaklığını çıkardı ve sahnedeki mikrofonu kaptığı gibi başladı içini dökmeye. Mahan konuştukça salonda bol bol alkışlandı. Protestocular susturuldu, kulaklarını farklı ve yeni müziklere tıkamak istemeyenler, klavsenle de yeni müziğin pekala çalınabileceğini düşünenler galip geldi. Mahan’ın başına, hem de Köln gibi önemli bir şehirde gelenler, sanat medyası ve kamuoyunda epeyi konuşuldu. Bu sayede; özellikle yaşı ilerlemiş bazı klasik müzik dinleyicilerinin tutuculuğu, klavsenle neyin çalınıp neyin çalınamayacağı, konser izleme adabı, sanatçıya saygı gibi konular yeniden gündeme geldi. Bunlar, kapak yıldızımızın ‘vukuatı’ sayesinde daha uzun bir süre tartışılacak gibi gözüküyor...

Serhan Bali
Format 1 DERGİ
Yorumlarınız
Yorum yazmak için lütfen üye olun
Fiyatı 10,00 TL (KDV Dahil)
 
Lütfen Kullanıcı Girişi Yapınız
Kullanıcı Girişi
- Yeni Üye Ol
- Şifremi Unuttum
Beni Hatırla
   
Gizlilik İlkesi & Yardım
Mikrop Gramofon
Akçaağaç Sokak No:1/1A Acıbadem/İstanbul
Tel : +90 216 545 0386
GSM : +90 532 343 9328
Fax : +90 216 326 3920
Email : info@mikropgramofon.com

(C) Tüm Hakları saklıdır. 2005, Mikrop Gramofon
Designed by Kalmera.net
Trusted SSL Certificate