Arama
Andante Sayı 90
Kategori DERGİ/Andante
Firma Andante
Tanıtımlar Değerli okurlar, merhaba. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen’li kapağımızın anlattığı gibi, maalesef hala TÜSAK’la yatıp TÜSAK’la kalkıyoruz. Devlete bağlı sahne sanatları kurumlarının kapısına kilit vuracak bu yasa sanatımızın üzerine bir karabasan gibi çökmüş bulunuyor. Şu gerçek artık herkes tarafından açıkça bilinmelidir ki, Türkiye’nin tartışmasız en köklü sanat kurumları niteliğindeki Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları’nın kapatılmalarının hiçbir makul gerekçesi olamaz. On yıllar içinde kazıya kazıya bina edilmiş geleneklere, birikimlere sahip bu kurumların bir hiç uğruna kapatılmalarına göz yumamayız. Bir hiç uğruna evet, çünkü Türkiye Sanat Kurumu adlı altında bir fon dağıtıcı yapı getiriyoruz diye kimse bizden göz bebeği sanat kurumlarımızın kapatılmasını onaylamamızı beklememeli. Bu yapılanın adı düpedüz vandallıktır. Taliban’ın Afganistan’daki Buda heykellerini yıkmasından hiç ama hiç farkı yoktur. Sanatçılar yumurta kapıya gelip dayandığında seslerini daha fazla yükseltir oldular. Bu aktif tavır, Kültür Bakanlığı cephesinde tasarının nihayet sahiplenilmesinden de kaynaklanıyor. Bilgi Üniversitesi’nde yapılan ve tasarıyı hazırlayan bürokrat olarak tanınan Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül’ün katıldığı o meşhur toplantıdan sonra bir ara nerdeyse şehir efsanesine dönüşecek olan TÜSAK ete kemiğe büründü. Bu toplantıdan 1-2 ay sonra sıra Bakanlıkça TÜRKSOY’da düzenlenen toplantıya geldi. Pek çok sanatçı örgütünün daha başında terk ettiği, gergin geçen bu toplantıda Bakanlık bürokratları davetli sivil toplum örgütlerinin TÜSAK’la ilgili görüşlerini dinledi.


Nisan sayımız, 30 Mart’ta yapılan yerel seçimden hemen sonra yayımlandı. Genel beklenti, Hükümetin TÜSAK’ı, seçim sonuçlarının alınmasının ertesinde TBMM’ye getirmesinin muhtemel olduğu yönündeydi. Son yerel seçimden de galibiyetle çıkan Hükümetin önünde tasarıyı yasalaştırması bakımından artık ciddi bir engel bulunmuyor. Sanatçılar ve sanatçı örgütlerinin TÜSAK konusunda seslerini duyurabilmekte maalesef çok yetersiz ve etkisiz kaldıkları gözleniyor. Bu olumsuzluk, Türkiye’nin sanat çevresinin ülkenin genel nüfusuna oranla büyüyememiş olması, marjinal boyutlarda kalmasıyla ilgili ontolojik bir sorun. Büyük şehirlerin marjinal azınlıkları olarak yaşayan ve dışarıdan da bu şekilde tanımlanan cemaatçikler olarak temayüz eden sanatçılara TÜSAK sürecinde destek verebilecek yegane güç aslında sahne karşısındakiler yani izleyiciler, dinleyiciler. Onlarsız hiçbir kazanım elde edilemez. TÜSAK krizi boyunca aktif bir kimlik sergileyen Kültür-Sanat Sendikası son günlerde sanatseverleri bu davaya ortak etmek amacıyla yurdun pek çok köşesinde imza kampanyaları düzenlemeye başladı. Bu tür kampanyaların tek başına yeterli olacağına inanmıyorum ama bu uğurda verilecek her türlü legal mücadelenin saygın ve gerekli olduğunu göz ardı etmemeliyiz.


Ama kamuoyu tepkisinin daha da çeşitlendirilmesi şart gözüküyor. Birkaç on bin sanatseverin vereceği imzaların yanına başka enstrümanlar da katılmalı. Örneğin basının dikkati konuya hala gereğince çekilebilmiş değil. İşimizin kolay olmadığının farkındayım. 2013 yazından itibaren ülke son 10 yılda hiç yaşamadığı çalkantıların içine girdi. Hele şu 17 Aralık süreci yaşadıklarımızın üstüne tuz biber ekti. Böylesi kaotik bir ortamda ülkenin genel gündemine sanatı, sanat kurumlarının geleceğini sokmanın güçlüğü takdir edilebilir. Ama konuya ciddi biçimde eğilmekten başka çaremiz de yok. Ne yapıp edip, basında kalem oynatan tanınmış şahsiyetlerin konuyla ilgili bilgilendirilmeleri ve köşelerinde bu konuyu işlemeye ikna edilmeleri gerekiyor. Şimdiye dek bu konuyu gündemde tutanlar sadece, benim de aralarında olduğum birkaç sanat yazarı oldu ama sanat faaliyetlerini ucundan kıyısından da olsa takip eden geniş kitlelere de ulaşabilmek lazım. Bilinçlendirmek gereken daha yüz binlerce insan olduğunu düşünüyorum. Keza TV’lerdeki çok izlenen haber ve tartışma programlarının da konuyu işlemelerini sağlamalıyız. TV kanalları içinde sadece Halk TV ve Kanal B TÜSAK konusuna eğildiler. Artı 1 TV ise çok izlenen iki programında konuyu gündeme getirdi.


İhmal ettiğimiz bir başka alan olduğunu düşündüğüm yurtdışı kamuoyunun bilgilendirilmesini önemsediğim için geçtiğimiz aydan itibaren bu alana da eğildim. İngilizce hazırladığım TÜSAK konulu metni, İngiltere’nin en ünlü müzik yazarlarından biri olan - dergimize de bir ara yazan - Jessica Duchen’in klasik müzik blogunda yayınlattım. Bu metnin kısaltılmış versiyonu İtalya’nın saygın klasik müzik dergisi Musica’nın Nisan sayısının Polemik sütununda yayımlandı. Metnin Fransızcası ise ResMusica adlı çok ziyaret edilen Fransız klasik müzik sitesinin takipçilerine sunuldu. Sırada başka mecralar da var, yayımlandıkça bilgi vereceğim. Bunu neden yapıyorum? Devletimi, hükümetimi yabancı kamuoylarına şikayet etmekten keyif mi alıyorum? Elbette hayır ama Türkiye’de sanatın içine sürüldüğü çaresizlik ortamı bize başka seçenek bırakmıyor. Evrensel sanatın on yıllardır icra edilmekte olduğu güzide kurumlar kapatılmak isteniyor diye bağırıp çağırıyoruz. Madem bu ülkede böylesi dramatik bir gelişme yaşanıyor, o halde dünyadaki tüm duyarlı sanatçılar ve sanatseverlerle dayanışma ruhu oluşturmamız şart. Dünyanın uzak bir köşesinde bir felaket yaşansa, duyarsız kalmayıp sanat vasıtasıyla global ölçekte farkındalık yaratmak için çırpınanların başında hep sanatçılar ve sanatseverler gelmiştir. TÜSAK felaketine uğrayan ve korkarım önümüzdeki günlerde daha da olumsuz gelişmelerin yaşanacağı Türkiye’nin de yardımına koşulmasının gerekli olduğu kanısındayım.


Değerli müzik adamı Rengim Gökmen’i ikinci kez Andante’nin kapağına taşıdığımız Nisan sayımızda gönül isterdi ki, kendisiyle TÜSAK üzerine değil de, son konuşmamızdan bu yana geçen zaman içinde DOB’un elde ettiği başarılara odaklanalım, gelecekteki projelerini irdeleyelim. TÜSAK katastrofu Türkiye’deki sahne sanatları kurumları için bir varlık sorununa dönüştüğünden beridir bu konuları maalesef rafa kaldırdık. Umalım ki, şu varlık-yokluk meselesini aştıktan sonra bu konuları gündeminize taşıyacağımız günler yakın olsun...



Serhan Bali
Format 1 DERGİ
Yorumlarınız
Yorum yazmak için lütfen üye olun
Fiyatı 7,00 TL (KDV Dahil)
 
Lütfen Kullanıcı Girişi Yapınız
Kullanıcı Girişi
- Yeni Üye Ol
- Şifremi Unuttum
Beni Hatırla
   
Gizlilik İlkesi & Yardım
Mikrop Gramofon
Akçaağaç Sokak No:1/1A Acıbadem/İstanbul
Tel : +90 216 545 0386
GSM : +90 532 343 9328
Fax : +90 216 326 3920
Email : info@mikropgramofon.com

(C) Tüm Hakları saklıdır. 2005, Mikrop Gramofon
Designed by Kalmera.net
Trusted SSL Certificate